gitmek gerekiyorsa gideceksin! gitmek gerektiğinde kalmaktır yanlış olan!!

gitmek gerekiyorsa gideceksin! gitmek gerektiğinde kalmaktır yanlış olan!!

benim yaşamımın özetleri bunlar...

şimdi bir karar ver

27/8/2009

Şimdi bütün yaşanmışlıklara dönüp bir bak.
Arkanda savaştan yeni çıkmış bir şehir kadar yıkık
Arkanda saksıda su bekleyen bir çiçek kadar çaresiz
Ve arkanda kalbi yerinden sökülmüş bir savaşçı kadar gaddar
Bir ben bırakacaksın
Biliyorum bu senin seçimin
Çünkü beni de sen seçtin sen çıktın karşıma
Senin hükümdar olduğun bir dünya kurdum kendime
Şimdi anlıyorum ki kendi dünyamın da bu dünyanın da sonu yaklaşıyor...
Bazen insanın içinde ki hüzün o kadar dayanılmaz olur ki
Gözleri buğulansa da yüzü boş boş bakar ve anlamsız bir şekilde gülmeye başlar.
Bana kalanda bunlar sanırım.
Dün gece seninle konuşacaklarımı düşünmek için sahile bakan balkonumda gösterişsiz bir içki sofrası kurdum kendime ve yokluğuna.
Saatlerce karşı sahildeki ışıklara baktım acımı rakıya gömerek.
O kadar ki kadehler bile ağladı halime.
Ben ise gözleri buğulu boş boş bakarak anlamsız bir şekilde güldüm saatlerce...
Sonra aynada yüzleştim kendimle yüzümü yıkarken belki ayılmak için...
Evet...
Kaçabilecek bir yerimiz kalmadı artık karşımdasın şimdi.
Gözlerimin içine bakarak bir karar ver.
Karar ver ki bitsin bu belirsiz yokluğunun kavgası.
O acı sözleri ağzından duyayım ki bir kez daha ruhumu paralayayım sensizlikle...

31.07.2009
01.37

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

şimdi bir karar ver

27/8/2009

Şimdi bütün yaşanmışlıklara dönüp bir bak.
Arkanda savaştan yeni çıkmış bir şehir kadar yıkık
Arkanda saksıda su bekleyen bir çiçek kadar çaresiz
Ve arkanda kalbi yerinden sökülmüş bir savaşçı kadar gaddar
Bir ben bırakacaksın
Biliyorum bu senin seçimin
Çünkü beni de sen seçtin sen çıktın karşıma
Senin hükümdar olduğun bir dünya kurdum kendime
Şimdi anlıyorum ki kendi dünyamın da bu dünyanın da sonu yaklaşıyor...
Bazen insanın içinde ki hüzün o kadar dayanılmaz olur ki
Gözleri buğulansa da yüzü boş boş bakar ve anlamsız bir şekilde gülmeye başlar.
Bana kalanda bunlar sanırım.
Dün gece seninle konuşacaklarımı düşünmek için sahile bakan balkonumda gösterişsiz bir içki sofrası kurdum kendime ve yokluğuna.
Saatlerce karşı sahildeki ışıklara baktım acımı rakıya gömerek.
O kadar ki kadehler bile ağladı halime.
Ben ise gözleri buğulu boş boş bakarak anlamsız bir şekilde güldüm saatlerce...
Sonra aynada yüzleştim kendimle yüzümü yıkarken belki ayılmak için...
Evet...
Kaçabilecek bir yerimiz kalmadı artık karşımdasın şimdi.
Gözlerimin içine bakarak bir karar ver.
Karar ver ki bitsin bu belirsiz yokluğunun kavgası.
O acı sözleri ağzından duyayım ki bir kez daha ruhumu paralayayım sensizlikle...

31.07.2009
01.37

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

** ikilem **

21/5/2009

Az önce senden geldim… Az önce sende yittim, kayboldu sende geçmişim, düşüm, çiçeğim, sende bitti düşlerim…



Az önce bir kadın doğurdu,yırtınırcasına bağırarak,dünyayı yıktı haykırışı,bir kız bebek gülümsedi ışığa,ağlayarak...Sen ağladığını sandın,halbuki dudaklarındaki gülümsemeydi, göremedin sesindeki sevinci.Sen neyi gördün ki zaten,neyde bütünledin kendini,nerede aştın yüreğinin gizemini,kimle paylaştın?Sahi sen,var mıydın,ben mi seni yarattım?...



Az önce geceydi, şimdi sabah oluyor, ben senden gelmiştim, sana gidiyordum yine.Hep mi öyleydi, ben mi öyle sanmışım?... Çok olmadı, daha yeni, az önceydi, bir dev küçüldü ,küçüldü, cüceye döndü… Prenses uyandı, yüzyıl sürmüştü uykusu, ayıldı… Ne kadar uyusan uyansan, sabah olur elbet, elbet sabahı getirir geceler… Böyle miydi o şiir, kulağımda çınlıyor mısraları?… Elbet gerçeği görür insan, ne kadar istemese de bir gün uyanır. Ben az önce uyandım, az önce, çok olmadı, hemen şimdi, az önce henüz sabaha bağlanmamışken gece, az önce seni gördüm, sende kendimi gördüm, gözlerinde sen vardın, tanımadığım bir sürü kişi yaşıyordu mavisinde, kalabalıktı, utandım, zaten hiç sevmezdim kalabalığı, orada ben yoktum… Üzülmedim sendeki yokluğuma, bendeki seni düşündüm, çok garip kalmıştı, çok yalnız, vefasız, sana benzemiyordu hiç.. .Gözleri başka gülüyordu, dudakları başka renkti, sesindeki uzak şarkı götürdü beni gerçek sana… Bendeki sen bir düştü, karanlıktı, hiç de aydınlanmamıştın zaten… Ben mi öyle sanmıştım yüzyıllarca?.. Sen sanmıştım, yok_u taşımışım yüreğimde bilmeden… Sabah oldu, ışığa kavuştu gün, tanyeri ağardı, şimdi ben varım, şimdi doğdum az önce, çok olmadı, hemen az önce bir kadın doğum yaptı, bir kız çocuğu gülümsedi dünyaya, ağladı sandın sen hep, sanmakla mı geçmişti zaten ömrün bilmem?... Bildiğim biri değildin zaten, yüreğimdeki sen başka biriydi çünkü… Çok fazla yabancı bir gülümseyişti yüzündeki , sen mi doğdun, yoksa ben mi bilemedim , ama bir kız bebek gibiydi dünyaya gelen, beyaz yüzüyle umut çağırıyordu dünyaya, esmer değildi, sana benzemiyordu… Gülüyordu, yeni doğmuştu, az önce, çok olmadı. Az önceydi…



Bir şey oldu, ya da sanki olacak… Bütün renkler çıktı önüme sendeyken, hepsini sildi birden gidişin, bende bir hayale dönüşün… Bir anda oldu her şey, sevgi bitti, ne bitmez ki bu yalancı evrende?.. Sen de bittin az önce, çok olmadı, sen duymadın, görmedin, belki çoktan bitmiştin, az önce bende de tükendin… Sana geliyordum, senden gelmiştim az önce, sende bittim, sende tükendi bütün beyazlar, şimdi kırmızıyı çağırıyorum… Kırmızı bir gül ol artık uzaklardan gelsin kokun, haberin, kuruyuşun, susayışın, beni çağırışın , ki nasılsa çağıracaksın , bensiz , bendeki sensiz yaşayamazsın ki sen… Her zaman mı bu kadar bencildin, yoksa ben mi öyle sanmışım yüzyıllarca?.. Yine de söyle sen şarkını, uzaklardan gelsin sesin… Uzak bir şarkının hep tekrarlanan nakaratlarında kalsın adın… Ben bitirdim bendeki seni, artık şarkı söylemiyorum, dinlemek daha kolay geliyor, dinlemek ve hissetmek… Yaşamak buymuş ya, ne kadar güzelmiş nefes almak sensizken?.. Halbuki boğulacağımı düşünürdüm sendeki ben tükenirse, dünya durur sanmıştım… Şimdi sen devam et şarkı söylemeye, benim dinlediğim şarkılarda yok artık gözlerin, az önce silindi , çok olmadı, az önceydi.Sen şimdi söyle artık şarkını….



Az önce uyandım, seni gördüm, yaşıyordun , hala genç, hala güzel, hala sana yakışıyordu bendeki sen… Sende yüreğimi göremedim, boşunaymış sana düşkünlüğüm, her seferinde sana uyanışım…. Sende ben, yakışmıyordum zaten, Yakışıksız bir sevdaydı zaten bizimki, yoksa ben mi öyle sanmıştım, sevda da mı değildi?... Bana hiç benzemiyordu, başkasıydı, çirkindi, arkana saklanmıştı, seni yaşıyordu… Senin sevdiğin bir şey bu, şimdi biliyorum, az önce, hemen , az önce, çok olmadı, gördüm seni… Habersiz, yakaladım, suçlu gibi saklandın kendine, bir şeyler söyledin yarım yamalak eski bir elbise üzerinde kalmış yazıya benziyordu sesin… Ne dediğini duymadım, okunmuyordu harflerin, yıkamıştım…Çok sular geçmişti üstünden, sen görmedin… Ama ben görmüştüm sonunda da olsa, en sonunda seni bir anda, aniden, az önce sende yakaladım… Sözlerin değildi yalan olan, bakışında seni gördüm, ben yoktum… Sahi hiç mi olmamıştım?.. Sen hep başkalarında mı yaşatmıştın kendini, beni başkası mı sanmışsın yıllarca…Yoksa ben mi öyle gördüm?... Niye göremediysem, kör müydüm, körlüğü mü yakıştırmıştım kendime, sensizliği yakıştıramamışlık mıydı bu?... Sevda mıydı bu bilmece , hayat mıydı, hayal miydi, bu neydi?...



Bilmiyorum, herneydiyse, az önce bitti, çok olmadı, sen görmedin, hemen az önce, şimdi bitti… Şimdi, kalmadı çirkinliğim, senden sonra beni gördüm, yaşıyordu, ve güzeldi, gözleri ışık saçıyordu, aynada gülümsüyordu, umuda çiçek açmıştı sanki… Sen görmedin, zaten hiç görmemiştin… Hiç mi olmamıştın ki?... İşte bittin… Gece sabaha kavuştu, gün doğdu…

Az önceydi, bitti…

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

sustuk

21/5/2009

tutsak kaldığım gecelerde camların buğusuna yazılan şiirlerim vardı sana dair..

ne zaman gelip geçse aklımdan bir şairin dizeleri

ben sana mecburdum bilemezdin..

suskunluğuma boş bakışların karşılık verirdi. neden diye sormadan, umursamadan belki..
sandıklar dolusu hüzün biriktirdim sana..

ben sana mecburdum bilemezdin

sevdanın her çelme takışında yanımdaydın
aldatıldığında, bir kenara sessiz sedasız bırakıldığında
sana verirdim kendime saklamayı bir turlu beceremediğim umutlarımı
ne zaman elini tutsa yalancı gülüşler ardından bir sevda
yokluğunu hissettirip bir kez daha onun kollarına giderdin

oysa ki ben sana mecburdum bilemezdin

okuduğun şiirlerim sanaydı
kim söylüyor bunu diyerek dinlediğin şarkılarım sana
gözlerinin içine bakarak söylediğim sözleri med-cezir sevdalarına ilan-ı aşk ederdin

"sen iyi beceriyorsun bu işi güzel bir şeyler söylesene bilmem kime mektup yazacağım" derdin hani..

hepsi sanaydı o sözlerin...

hepsinin içinde sen vardın....

ben sana mecburdum... anlamadın

deniz kıyısında oturmuş izlerken günesin batışını
kolunu omzuma atıp seviyorum ya ben bu kızı diye haykırdığında

"ben de seni" dediğimi hiç bir zaman duymadın

sonra gittin bir gün
sustu martılar
dalgalar isyan etti suskunluğuma

ben sana mecburdum sen yoktun

neden sustun..
neden sustum
neden sustuk ki....

biz birbirimize mecburduk... . bilemedik... ...

Banu Kam
01.03.2008 - İzmir

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı

git madem.. git de özlet kendini..

16/7/2007

Bana koşarken, sanki arkamda duran birine koşuyormuş gibi bir izlenim bıraktın. Sana şans diliyorum. Mutluluklarda o sansın içinde seni bekliyor olsun. Sana söyleyebileceğim son sözlerim ise

Ansızın bastıran yağmur gibiydin. Sırılsıklam ettin askınla beni… Şimşekler çakıp ısrarla olmaz bu dedin… Sanki yaptığımız günahtı. Zaman geçtikçe olgunlaşıyor insan, yeni başlayan ilişkilerde iste bu zaman temel taşı oluyor.

İlk karsılaştığımız zaman bir merhabayı bile söylerken zorlanıyorduk. Çekimserdik… Acaba hangimiz asabi, hangimiz deli… Ama korktuğumuz olmadı. Şimdiye bakılırsa duygularımızı bastırsak da gönülden gönüle bir yolculuk var. Ben engellerden korkmuyorum. Yeter ki sen engel olma… Pes edecek değilim, bu savası bırakmam. Senin gibi bir generalim varken kaçmam söz konusu bile olmaz.

Anlam veremediğim nedenlerden dolayı gözlerime bir hüzün doluyor. Durgunlaşıyorum… Her söylediğin cümlelerin açılımını yapıyorum. Kendi payıma güzel şeyler çıkacağını umuyorken, hayal kirikliği parça parça gerçekleşiyor. Kırılma noktasını araştırdığımda kalbimde ve beynimde bir şey olmadığını göreceksin. Kırılan; seni derinlerden seven ruhumun kendisidir. İste bunun tedavisi mümkün değildir. Ebedi yolculuğunda bile bu iz kalacak. Ruhumun çıkacak cani da yok ki…

Gece uyuyamıyorum. Beni düşündüren nedenler var. Hiç görüşmeyeceğiz diyorsun. Hayal bu diyorsun. Peki, bu dünyada gerçek olan şeyi bana söyler misin?

Buğulu bir camin ardında gibiyim. Bir şeyler olduğu kesin… Ama ne olduğunu kestiremiyorum. Aklim karıştı ne gideceğimden eminim ne de kalacağımdan. Gerçeklerin doğrultusunda hareket ettiğinden eminsin. O zaman emin olduğun şeyi gerçekleştirmek sana düşüyor… Bende yardım edeceğim ve sadece uzaktan izleyeceğim olacakları. Belki de müdahale etmek istemeyeceğim. Çünkü tercihlere son derece saygılıyımdır.

Sadece dürüst oldum. Doğruları söyledim… Olmam gerektiği gibi oldum. Nerede olursan ol, nasıl olursan ol; bu durumların sevenlerin kavuşmasına engel olduğu fikrini aklından çıkar at. Bu fikrine katılmıyorum. Zaten bu fikrin çürüyüp gidecek. Seven her ne ve nerde olursa olsun sevdiğine kavuşmak için her şeyi göze alır. Ama sen bunu yapmıyorsun. Hem gideceğim diyorsun, ben tamam diyince “ya lütfen!” Diyorsun. Aklim karışıyor.

Sen çok açık ve netsin değil mi?
Bugüne kadar hangi planlarında on iki den vurdun?
Peki, hangi kararlarında Tamamdır bu is dedin? Bu soruların cevapları hemen verilecek gibi değil. Çünkü tüm hayatini kapsıyor. Düşün öyle cevap ver.

Gideceksin bitecek, unutacaksın gidecek… Kapanan kapıları umursamayacaksın. Nasıl olsa biri daha açılacaktır düşüncesindesin. Evet! Bu düşüncene bende katılıyorum. Bir kapı kapanıyor, bin kapı açılıyor. Yaradan ne kadarda güzel yaratmış değil mi? Ama sunu unutma… Her insanin her istediği olsaydı, derdi olan olmazdı. Sen bir şeylere gayret göstermeden gelip seni bulmaz. Kapılar açılır ama girebilenler içindir. Giremeyen için acık kapı yoktur.

Hayat bir çarkıfelektir. Donup dolaşıp hep ayni yere geliyor. Pas, iflas ve Şans… Dilerim ki şans seni bulur. Dilerim hep yüzün güler.

Söylemek isteyeceğin son bir şey var mı bilmiyorum. Sormak isteyeceğimi de sanmıyorum. Çünkü söyleyeceklerini biliyorum. “Mutluluklar diliyorum; Peki, Tamam” gibi sözcükleri sıralayacaksın.

En önemli şey, bana söylediğin sözlerin anlamı çok büyüktü, alışmışsın ve içinden gelerek, sıkılarak, büzülerek “canim” demeni hiç unutmayacağım.

Biz nerden başladık ki değil mi? Ucu bucağı yok. Zaten benim inatçılığım sayesinde bu son perdeyi oynama şerefine ulaştık. Sen istemeyerek de olsa bu oyuna katildin. Yapman gerekeni yaptın. Teşekkür ederim. Seni seviyorum. Bu heyecanı bana yaşattığın için minnettarım sana…

Bana koşarken, sanki arkamda duran birine koşuyormuş gibi bir izlenim bıraktın. Sana şans diliyorum. Mutluluklarda o sansın içinde seni bekliyor olsun. Sana söyleyebileceğim son sözlerim ise...

“Git madem git de özlet kendini
Bir oyunun sahnesi bil benli günleri
Gidersin biter unutursun gider
Beyninden sil at benden izleri
Gülersin geçer unutursan eğer
Ardına donup bakmadan sil gözlerini”

Sevgimle kal beni hiç unutma…

 

 

 

                                                                                 22/06/2007

Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı